Vicdanınızı aldırmışsınız.

· by Gürkan · Read in about 2 min · (318 Words)

Bilmiyorum tam olarak nerde, ne zaman. Ama kaybetmişsiniz.   Kötü şeyler yaşanmış. Ardından gece rahat uyuyabilmek için yalanlar üretmişsiniz sistematik şekilde. O kadar ki, nesillere dayalı. Çoğunuzun doğrusu haline gelmiş artık. Yıkılmasın diye gerektiğinde yeni yalanlar üretir hale gelmişsiniz. Uykularınız kaçmasın diye.   Alıngansınız bu yüzden. Doğrularınıza birisi "belki" dediğinde bile kabullenemiyorsunuz. Hatta saldırı kabul ediyorsunuz, yine kendi doğrularınızı referans vererek karşı saldırıya geçiyorsunuz. Yine de zarar gören siz oluyorsunuz. Çünkü doğrularınıza, değerlerinize saldırdılar. Çünkü sizin gibi "mükemmel" düşünmüyorlar. Ya "bir amaçları var" ya da "cahiller" diyorsunuz. Emin bir şekilde aklınızdan tek şey geçiyor: "O işler öyle değil..."   Vicdanınızı çalan her neyse, kafanızın içine dökebilmiş istediği betonu. Kendi yorumlarınızı katıyorsunuz koşulsuz doğrularınıza. Bazılarınız benden de akıllı, eminim. Belki de zihniniz bu kalıpları rasyonalize etmeye çalışırken farklı yolları denediğindendir, kimbilir. Bu şekilde birbirinize "muhalif" veya "düşman" bile olabiliyorsunuz. Bu  rahatlatıyor sizi, "çok seslilik öyle değil, böyle olmalı" diyorsunuz haddinizmiş gibi, "Bakın işte örneği, toleranslıyız, özgürlükçüyüz...".   Tahammül edemiyorsunuz sizden olmayana. Yok olmalarını istiyorsunuz. Homojen, sizin gibi düşünen(?) bir toplum hayali kuruyorsunuz. Ama bu bir sorun değil. Çünkü artık modernsiniz, demokratiksiniz. Ceddiniz diye kabul ettiğiniz, o kötü şeyleri yaşatanların yöntemlerini bıraktınız ve doğrularınızı eleştirenlerin yaşamalarına "müsaade ediyorsunuz". Daha ne yapabilirsiniz ki? Sizin her ortamda bağırdığınız fikirleriniz, yani doğrular varken birileri yanlışları söyleyecek, siz de umursamayacak, kendi işinize mi bakacaksınız? Asla. "Burası bu doğruların yeri. Beğenmiyorsan git kendi hayal dünyanı, bizden uzakta yaşa" diyorsunuz. İçinizden "Hani ölsen de fark etmez ama" diye geçirseniz de.   Belki çok naif bu düşünceler. Belki en iyisi vicdanı yok etmek bu devirde. Belki mutlu olmanın ön şartı falandır, ne bileyim. Olamıyorum sizi düşündükçe. Hani sevdiğin birisi rezil olur bir yerde, onun adına utanırsın biraz. Onun gibi, tanımasam da çoğunuzu, üzülüyorum sizin yerinize.   Ama bu yazı, üzülmek, ağlamak için falan değil. Farketmeyecek olsanız da, "Bunu bana değil, yalancılara söylüyor" diye yine kendinizi avutup geçecek olsanız da, tek bir şeyi net olarak bir daha söylemek için:   Beyefendi / Hanımefendi,   Vicdansızsınız.

(06/13)