Eve dönerken

· by Gürkan · Read in about 2 min · (219 Words)

Oturuyorum. Üst geçitte "demiryolu trafiği" yüzünden duraklamış bir trende. Elimdeki kitap bittiği için diğer insanlara göz gezdiriyorum. Genellikle siyahi var çevremde, pek sık görülen bir durum değil buralarda. Çevremde azınlıklar çoğunlukta olduğunda kendimi rahat hissederim, ben çoğunlukmuş gibi görünsem bile.

Neyse, tren hareket ediyor. Durağıma gelip iniyorum. İnsanlar bir garip. Merdivenlerde bebek arabası taşıyan bir adamla bir kadın birbirine bağırıyor. Sanırım geçerken birbirlerine dokundular diye.

Merdivenlerden inerken yine "işi bitmiş günlük kartları" isteyen eleman çıkıyor karşıma. Senden bedavaya aldığını 1-2€'ya satmaya çalışıyor. Elinde de her zaman bir bira var. Acaba halen dünkü birası mı bu? Bitirmiyor belki de pezevenk. Neyse. Böyle boş beleş şeylere harcayacaksa seve seve veririm kartımı, bir günlük kartım olsaydı tabi.

Kırmızı ışıkta beklerken birisi osuruyor. Tahminimce solumda duran takım elbiseli jilet beyaz yakalı. Kimse çaktırmıyor tabi, askeri tören gibi hazırolda yeşil yanmasını bekliyoruz. Sadece borazan erken çaldı. Rüzgar benden yana, diğer taraf düşünsün.

Yeşil yanıyor. Karşıya geçerken arkadan bir hışırtı duyuyorum. Herkes duraklayıp bakıyor, bir kadının ayağı takılmış, yerde. Acele etmeden kalkıyor.

Kaldırıma geldiğimde market kapısının önünde dilenen Türk elemanı yine yerinde buluyorum. Değerli bölge muhtemelen, ufak bir savaş vermiş olabilir orayı kapmak için. Dilenmeye devam ediyor.

Birkaç adım daha. Karşıdan gelen bisikletliyle çarpışmamak için göz teması kurmaya çalışırken keskin bir esrar kokusu geliyor. Görünürde kimse de tüttürmüyor. Yani gayet başarılı.

Millet bir garip bugün.