Almanya'da çalışmak, vesaire..

· by Gürkan · Read in about 4 min · (736 Words)





Madem Hamburg'a taşındık, artık sağda solda görüp özendiğim blog yazılarına benzer bir yazı da ben yazabilirim.

Önce ufak bir not vereyim. Bu yazı, yurtdışında iş bulmak / taşınmak isteyen teknoloji amelesi kişiler için yazılmıştır. Bazı bilgiler Hamburg'a özel olabilir, ancak ülkenin diğer taraflarını pek bilmediğim için, bu konuda net bilgi veremeyeceğim. Farklı bir şehrin daha detaylı bilgileri için Fatma Ölçücü'nün blogunu da incelemenizi tavsiye ederim, benim o kadar detaylı yazacak mecalim yok.

Dil

Öncelikle dil konusundan bahsetmemiz gerekli. Bir insanla karşılıklı oturup yapıcı/öğretici bir sohbet gerçekleştirecek kadar İngilizceniz yoksa, yapmanız gereken öncelikle bunu çözmek. Çok akıcı olup "shan't"ları havada uçurmanıza gerek yok tabi ki, Jamaika göçmenlerinden hallice olmanız yeter. Çalıştığım şirketin dili İngilizce olduğu için, sadece İngilizce ile iş bulunabildiğini biliyorum, ancak tabi ki Almancanız varsa burada size çok daha fazla kapı açacaktır. Aynı durum diğer ülkeler ve kendi dilleri için de geçerli.

CV ve Mülakat

Gelelim CV olaylarına... TC'deki leş ortamın verdiği bir alışkanlık olarak, CV'nize ucundan gördüğünüz, adını duyduğunuz her teknolojiyi yazmayın. "CV'nizde X'den bahsetmişsiniz, buyrun size ortam, hadi bize X kullanarak şöyle şöyle bir soruna çözüm tasarlayın" gibi bir soruyla karşılaşmanız muhtemel. Gerek telefon, gerekse görüntülü mülakatlarda sınırlarınızı görmek için gelecek zor sorulara hazırlıklı olun. Örnek olması açısından; sistem yönetici iseniz, buzdağının görünen kısmı burada.

Barınak

Bazı şirketler taşınmanız için "relocation" desteği sağlıyor: Sizin yerinize ev arayıp beğendiklerinize başvurabilirler, maddi olarak destek sunabilirler, kendi lojmanlarında/apartlarında geçici süre kalmanızı sağlayabilirler vs. Şirkete göre değişiklik gösterdiği için, görüşmelerde bu noktaya gelince detaylıca soruşturup neleri sağladıklarını öğrenmek ve her zaman daha fazlasını talep etmek lazım.

Kiralık ev bulmak zor, özellikle yeni gelmiş ve henüz sözleşmenizdeki "deneme süresi" bitmemiş birisi olarak ev sahiplerinin çok da ilgisini çekmiyorsunuz doğal olarak. Şehirleşme daha mantıklı ilerlediği ve bazı ülkelerdeki gibi "HADİ BURAYI DA İMARA AÇALIM" diyerek tüm işyerlerini bir tane şehire tıkıştırma hevesleri olmadığı için de fiyatlar ister istemez artıyor. Ayrıca Hamburg'a özel bir durum olmasa gerek: Eğer bir evin ısıtma vs hariç aylık kirası, maaşınızın 3'te 1'inden fazla ise, baştan eleniyorsunuz. Ev sahipleri olabildiğince uzun süre (yani huzurlu şekilde) yaşayacak kiracılar arıyor, maaşınızın yarısını kira olarak veriyorsanız bu huzur pek de mümkün değil.

Maaş

Ve tabi ki huzur kaçıran mevzu: Maaş.

"Yurtdışına taşınacağım ama ne kadar maaş yeter acaba?" sorusu iş aramaya başlayan çoğu kişinin takılıp kaldığı bir mevzu.
Avrupa'da ücret olayı TC'den biraz daha mantıklı işliyor (en azından Almanya böyle, diğerleri de buna benziyordur diye tahmin ediyorum). Tutturabildiğine değil de seviyenize göre bir maaş teklif ediyorlar (nadiren ölü sevici şirket de çıkabilir tabi, ancak gelen tekliften anlaşılıyor bu tür dandik yerler).

Tabi ki herkesin kendini gördüğü ve aslında olduğu seviye arasında az çok bir fark vardır. Ancak, örneğin TC'de X000 TL maaş alan birisinin, 1€ = 1TL tuzağına düşüp de €X000 maaş istemesi gereksiz. Özellikle şirket gelmenize yardımcı olacak ve boku püsürü halledecek gibi duruyorsa, sizin de derdiniz "çıkayım şurdan artık" ise, ülkenin ortalama geliri olan 2-2.5k civarında bir maaş bile yeterli olacaktır. Ayrıca her yerde olduğu gibi burada da zamanla maaşın artacağını ve şirketlerin ilk etapta yurtdışından gelen bir çalışanın seviyesinin üzerinde ücret vermek istemeyeceklerini de düşünmek lazım.

Bizim Türk kafası çok alışkın değil bu olaya.. "Orda herşey pahalı yav, ev kirası 1000 yuroymuş, 4000 tele yapar, zaten ne alacaksın ki" diye, daha aklı olmadan fikir vermeye çalışan bir sürü insan oldu taşınacağımı söylediğimde. Önemli olan şey böyle dingilleme hesaplar değil, alım gücü. Elinde 100TL ile TC'de markete gitmek ile, Avrupa'da 100€ ile markete girmeyi kıyasladığınız sürece olayı daha iyi kavrıyorsunuz.

Tabi ki yine şehrine göre oldukça değişiyor hayat pahalılığı, ama her halükarda TC'ye göre çok daha iyi durumda burası. Alım gücü ile ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız, Soner Bastiat'ın şu yazısını veya Murat Özün'ün kıyaslama serisini önerebilirim.

Aktiviteler, Ulaşım ve Günlük Yaşam

Burası akıl sağlığınız açısından daha sakin bir yer: Metrobüste sıkıştım, trafikte takıştım derdi pek görünmüyor. Toplu taşımanın herhangi bir kolu için internetteki planında "08:34" yazıyorsa, "08:34"de gerçekten de vasıtanın geldiği bir yer. Altyapıda pek fazla sorun yok yani. Hamburg özelinde, aylık €60 civarında bir ücret ödeyerek (ki ben yarısını veriyorum, şirket sağolsun) şehrin her yerine gidebileceğiniz HVV proficard (bizim orda bilinen adıyla "aylık akbil") edinebilirsiniz.

Diğer yandan "ben sosyal birisiyim, dışarı çıkmam lazım" diyorsanız, istisnasız her gün (1, 2, 3...) bir aktivite bulabilirsiniz. Tabi büyük şehirlerin bazı bilinen sokakları, hangi gün olursa olsun, akşam saatlerinde inanılmaz şekilde canlanıyor.


Şimdilik bu kadar, aklıma yazmaya değer başka birşeyler gelirse sonradan ekleme yapabilirim. Genel olarak fikrimi sorarsanız da: 11/10 - Would run the fuck away again...