Kötü olmak üzerine

Görsel: Umut Sarıkaya 1

Yaşlanmaya devam ediyorum.

Bir süredir (geçici olarak) Türkiye’deyim. Kısa bir zaman da olsa; devlet kurumlarında, trafikte veya herhangi bir işlem yaptırmak için sırada beklerken yaşadıklarımdan dolayı, büyüdüğüm ülkeyi çabucak “hatırladım”.

Öğrenmenin yaşı yokmuş ayrıca. Kafamdaki idealist “herkes eşit ve birbirine saygılı olmalı” kavramını (en azından Türkiye için) yok ettim. Bu yaşam tarzı için bu fikirler (misal demokrasi2) uygun değil.

Artık buradaki düzeni biraz daha iyi kavradığımı düşünüyorum. Sıraya girmeden işini hallettirenleri, trafikte kendi 10 saniyesini senin hayatından daha değerli gören insanları artık en azından “anlıyorum” (onaylıyorum olarak anlaşılmasın, zaten bu ülkede de yaşamıyorum, ancak anlıyorum).

Eline en ufak bir güç3 geçtiğinde bunu; suistimal etmek, diğer insanlardan daha üstün veya değerli olduğunu ilan etmek, bir şeyleri ispat etmek istercesine “en saygıdeğer insan benim ve bunun yüzüme söylenmesini istiyorum” beklentisine girmek isteğinin arkasında yatan değersizlik hissiyatını insanların yüzlerinde görmeye başladım.

Çünkü bu insanlar ya hayatlarının bir döneminde ezilmişler, ya da ayrıcalıklı konumlarından dışarıya bir adım atıp “normal vatandaş” oldukları andan itibaren ezileceklerinin, itilip kakılacaklarının, kendileri sırada beklerken birilerinin gelip işini hallettireceğinin gayet farkındalar.

Bu duygu, eline silah aldığı saniye seni öldürmeyi planlayan birisinin karşısında elinde silahla durmaya benziyor. Ateş etmeniz normal mi, yoksa bu saf kötülük sayılır mı? Literatürde buna benzer bildiğim en yakın kavram: Prisoner’s dilemma.

Kişisel bazda bu tür travmalar ile süregelmiş bir halkın, toplumsal olarak davranışı da artık çok garip gelmiyor bu yüzden. Bunu İsveç’te doğmuş bir insanın anlaması zor, ancak diğer ‘taraf olmayan bertaraf oluristan’lardan gelen arkadaşlarla ara sıra konuşuyoruz bu tür konuları. Sonra şakalarla değiştiriyoruz konuyu.

Çünkü hepimiz unutmak istiyoruz bu derimize işlemiş kötülüğü.


  1. Telif haklarına karşı hassasım. Ancak duygularımı bundan daha iyi ifade edecek bir görsel bulamadım. Telif sahibi uygun bulmazsa anında kaldırılabilir. ↩︎

  2. Yalnız bu kelimeyi okurken sündürerek ve “Ğ” ile telaffuz edin: “Demok-rağ-si” diye. ↩︎

  3. Güç dediysem, çok önemli bir şey olmasına gerek yok: “Mekanın sahibini tanıyorum, bana etin iyisini ayarlasınlar"dan, “Yurtdışından aldığın bir ehliyetin varsa, burada alkollü araç da kullansan elinden alamazlar"a kadar, suistimal edilebilecek her türlü küçük avantajdan bahsediyorum. ↩︎