Notlar

Doğrular. Doğrularımız.. Daha doğrusu “üzerimize yağan bilgilerden yaptığımız çıkarımlar”. Son zamanlarda dinlediğim/okuduğum güncel hayat yorumlarında da gördüğüm kadarıyla: Ne kadar bilgi sahibi olursan ol, bunlardan absürt çıkarımlar yapmanın önünde bir engel yok. Yeterince zekiysen bu çıkarımları destekleyecek örnekler ve alakasız bağlantılar kurup kendini ikna etmen de çok kolay. Bu sebepten artık birisiyle tartışmaya girme hevesim kalmadı. Çoğu insanın kendi doğrularını değiştirmeye herhangi bir hevesi/ihtiyacı yok, zaten tartışmaya girme sebebi de sadece “neden haklı olduklarını” açıklamak. Mutluysan yaşa gitsin; “Almanya bizi kıskanıyor” mu dersin, “homeopati aslında mantıklı” mı dersin, “yetmez ama evet doğru tercihti” mi dersin, Vatan Partisi’ne oy mu verirsin, astrolojiye mi inanırsın.. Koy götüne rahvan gitsin.

~~

Kripto para dalgası inanılmaz sardı milleti. Özellikle çevremdeki birkaç kişi gayet kapıldı, bazıları zengin oldu bile sayılabilir. Ben zamanında denemek için 500€ ile girip iki ay sonra 850€ ile çıkmıştım. Ancak bana küresel ısınmaya katkı yapmaktan ve ne yaptığını bilmeyen safların parasını araklamaktan farklı gelmiyor bu olaylar. Özellikle son zamanlarda şımarık zenginlerin iki dudağının arasında manipüle edilebilen bir “değer” (bkz. Bitcoin - Elon Musk mevzusu) benim için sadece tiksinti uyandırıyor. Notlarımda “Elon Musk veya Jeff Bezos cüzi bir yatırım yaparak, ardından çıkıp ARKADAŞLAR ZİTCOIN ALALIM ÇOK İYİ dese sizce ne olur?” vardı. Gerçekten de benzeri bir olay yaşandı. O yüzden artık daha da mesafeliyim, sadece göz ucuyla bakıyorum arada. Bir gün pratikte işe yarayacağını düşündüğüm bir teknoloji çıkarsa tekrar dalarım belki, bankada duran paranın da bana bir faydası yok sonuçta.

~~

ABD haberlerini takip ediyorum arada, özellikle “red state” denilen Cumhuriyetçi partinin egemen olduğu eyaletleri. Önceleri inanılmaz geliyordu bana. Çoğu absürt haberin ardından “yav halen kapitalizmin bu kadar saf ve vahşi halini gözü kapalı nasıl savunabiliyorsunuz, iki düzenleme getirin” diye söyleniyordum. Ardından biraz ABD iç savaşı okudum ve 2014’deki “tanrının varlığına kesin olarak emin misiniz?” anketinin sonuçlarını gördüm, kafamda tüm taşlar yerine oturdu. Artık gram (veya ounce) şaşırmıyorum.

~~

Zeki Demirkubuz’un söylediğine geldim yavaş yavaş. Biraz modifiye edilmiş hali de olsa: “Bu dünyaya dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum”. Irkçılık, ayrımcılık, bağnazlık, tribalizm falan insanoğlunun tarihi boyunca gelmiş, böyle de gidecek. Şurada yaşayacağın maksimum 70-80 yılın bu kavramlar ve yörüngesindeki problemlere harcadığın kısmını minimalize et, yeter.